Danimarka Büyükelçiliği Enerji Sektör Danışmanı Dennis Holte Skov-Albertsen, Türkiye’nin ilk deniz üstü (offshore) rüzgar santrali projesi kapsamında Danimarka ile yakın çalıştığını belirterek, “Bu iş birliği çerçevesi yakın zamanda 3 yıl daha uzatılacak. Özellikle ihale prosedürleri, finansal çerçeve, liman altyapısı ve deniz üstü rüzgar enerjisinin gelişimi için bir yol haritası üzerinde çalışıyoruz.” dedi.

Skov-Albertsen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 8. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’ne katılan Danimarka ticaret heyetinin, İzmir Kalkınma Ajansı’nın davetiyle geldikleri İzmir’de de rüzgar sektöründe faaliyet gösteren firmalarla tanıştığını söyledi.

Türkiye ile Danimarka’nın Stratejik Sektör İş Birliği Anlaşması çerçevesinde, Türkiye’nin deniz üstü rüzgar santrali projesinde yakın çalıştığını vurgulayan Skov-Albertsen, “Bu iş birliği çerçevesi yakın zamanda 3 yıl daha uzatılacak. Özellikle ihale prosedürleri, finansal çerçeve, liman altyapısı ve deniz üstü rüzgar enerjisinin gelişimi için bir yol haritası üzerinde çalışıyoruz.” diye konuştu.

Skov-Albertsen, diğer ülkelerdeki örneklerin dikkate alınmasının önemine işaret ederek, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin bu alanda daha fazla yabancı yatırım çekmesi için şirketlere 5, 10 hatta 15 yıllık uzun vadeli planlarını aktarması, birkaç ihale yapması gerekli. Bunlar bir tedarik zinciri oluşmasını sağlayacak. Danimarka İklim, Enerji ve Kamu Hizmetleri Bakanlığına bağlı Danimarka Enerji Ajansı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı birlikte çalışıyor. Danimarka’da ihale, altyapı ve ilişkili konularda yaptığımız farklı şeyleri paylaşıyoruz. Hedefimiz, Türkiye’de Danimarka’da yapılan hataların tekrarlanmaması. Böylelikle daha hızlı ilerleyebiliriz.”

– “Yatırımcılar için riskleri azaltıyoruz”

Danimarka’da ihaleleri açıklamadan önce bu projelere uygun bölgeler için rüzgar ölçümleri, deniz yatağı ve çevresel etki araştırmaları yürüttüklerini aktaran Skov-Albertsen, bu araştırmaların yatırımcılar için riskleri azalttığını anlattı.

Skov-Albertsen, Türkiye’de deniz derinliğinin dikkate alınması gerektiğine dikkati çekerek, “Türkiye’de sabit ya da yüzer santrallerden hangisinin uygun olduğuna karar vermek gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Danimarka’daki rüzgar endüstrisinin daha çok ülkenin batısında bulunduğunu aktaran Skov-Albertsen, şunları kaydetti:

“Avrupa’daki belki de en büyük deniz üstü rüzgar türbini taşıma ve nakliye limanı Danimarka’daki Esbjerg Limanı. İzmir’in, Türkiye ve bölgede buna benzer bir limana dönüşmesi söz konusu olabilir. Esbjerg ve çevresinde en büyük endüstri rüzgar. Danimarka’nın Esbjerg Limanı’nda uygulanan plan daha yakından incelenebilir.”

– “Burada büyük bir potansiyel var”

Danimarka Başkonsolosluğu Enerjiden Sorumlu Ticaret Müşaviri Seda Kayrak Bilgen de Türkiye ile Danimarka firmaları arasında rüzgar sektöründe çeşitli ortaklıklar kurulmasının amaçlandığını belirterek, “Türkiye’nin Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) başarısı uluslararası boyutta. Yatırımcıların bunu görerek Türkiye’ye geleceğini düşünüyorum. Türkiye, bölgesel bir hub olmak için çok iyi bir konuma sahip ve herkes bunu farketmeye başlıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Bilgen, heyette rüzgar sektörünün çeşitli alanlarında faaliyet gösteren 7 firma bulunduğunu ve bu firmaların Türkiye pazarını değerlendirmek istediğini aktardı.

Dünyada ilk deniz üstü rüzgar enerjisi santralinin 1991’de Danimarka’da kurulduğunu anımsatan Bilgen, “Dünyanın en büyük proje geliştiricileri ve yatırımcıları Danimarka’dan dünyaya açıldı. Onlar da Türkiye pazarına gelip paydaşlarla görüştüler. Bu projenin Türkiye’de gerçekleşeceğini, burada büyük bir potansiyel olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.